An Anı Olmadan, An’ı Sen Yarat

Standart

zamanda_yolculuk

Bir Pazar sabahı, evde yalnızım. Ocakta demlenen çay kokusu eşliğinde radyoda eski şarkılar çalıyor. Ve ben birden kendimi 35 yıl öncesinde buluyorum. Ilkokula gidiyorum, muhtemelen öğlenci olduğum seneler ki evde sabahın keyfini çıkartıyorum. Yine radyoda bu şarkılar çalıyor. Annemle evdeyiz, huzurluyum, güvendeyim, mutluyum.

Bir müziğin sihiriyle zaman makinesinde yolculuk bu kadar kolay. Vücüdun bilgeliğiyle, bir tat, bir koku, bir müzik, bir görüntüyle zamanda yolculuk bizi hangi anlara götürüyor? Daha doğrusu unuttuğumuzu sandığımız ve aslında bilinçaltında duran hangi özel anlar çıkageliyor ansızın? Hangi anlar bizde bu kadar iz bırakmış, o anlardan geriye kalan hangi tatlar, duygular, değerler var ki gelenler onlar da başkaları değil?

Bir gün gelecek bu anda geçmiş zaman olacak. Başka bir şarkı bizi alıp bugünlere getirecek. Ne tat bırakmış olacak bilmiyorum ama bildiğim bir şey var. Senaryoyu, bilinçli yada bilinçsiz, biz yazmış olacağız. Nasıl bir tat bırakmış olmasını istiyorsak, ona göre bu anı yaşamalı, ona göre anı biriktirmeli. Şu anda dediğimiz gibi ‘nasıl geçti onca sene’ demeden önce.

An anı olmadan önce, An’ı SEN yarat!