Uzun Bir Yolculuk Tek Bir Adımla Başlar

Galeri

zincir

Evet geldik 2016’a hazırlık listelerimizin üçüncüsüne. Bugün de hayallerimizden ve onların önüne taş koymaya, çelme takmaya çalışan engellerden bahsedeceğim.

Herkesin yaşamayı hayal ettiği bir hayat var. Ama öyle ama böyle. Ama küçük, ama büyük hayaller bunlar. Bazılarımızın hayalleri çok geniş, bazılarımızın daha yere basan. Bazılarımız daha fazla yer veriyor hayal kurmaya, bazıları farkında değil hayal bile kurabileceğinin. Ya da hayal kurmak istemiyor ki hayal kırıklığı olmasın diye. Kötüyü düşüneyim de, iyi bir şey olursa seviniriz misali. Yok ben hayal meyal kurmam diyorsanız, gündüz kurmaya izin vermiyor olabilirsiniz kendinize. Gece rüyalarınıza bir daha bakın derim o zaman…

Einstein’ın dediği gibi hayal etmek, bilmekten daha önemli. İkinci listede bahsettiğim anlamlı hayatı yaratıp, yaşayabilmek hayal kurabilmekten geçiyor. Bugün nedense yanıma yandaş toplayasım var. Sevgili Goethe’de ‘ne yapabilirsen, ya da ne yapabileceğini hayal ediyorsan hemen başla’ demiş mesela.

Tamam hemen başlayalım. Da bir de hayallerimize bazen çelme takmaya çalışan gerçekler var der gibi bazılarınız. Siz de haklısınız. Bu gerçeklerin bir kısmı değiştiremeyeceğimiz şeyler de olabilir üstelik. Ömür boyu bel ağrısıyla yaşamak zorunda olmak gibi. Değiştiremeyecekseniz, onlarda ilişki kurma şeklinizi, bakış açınızı değiştirebilirsin. Size hizmet edecek şekle döndürebilirsiniz.

Bu yüzden üçüncü listeyi buna ayırdım. Burada hayallerinizin önüne geçen engelleri bir listeleyin bakalım. Sonra kontrol alanınızın tamamen dışında olan, şu anda değiştiremeyeceğinizi düşündüklerinizi bir ayırın kenara. Bunlarla ilgili ayrıca çalışabiliriz sonra. Ki eminim bunların da en az yarısını ‘siz isterseniz’ değiştirebilirsiniz. Listenin geriye kalanından, kontrolünüzde olan, dişinizi geçirebileceğiniz bir tanesini gözünüze kestirin şimdi. Zaten muhtemelen bu engellerin çoğu da sizin kendi kendinize koyduğunuz engellerdir. Düşüncelerinizin hayallerinize koyduğu engeller. Ve bu hafta o gözünüze kestirdiklerinizden bir tanesini hedef tahtasının tam ortasına güzelce yerleştirin. Bu hafta o engeli al aşağı etmek için, bir aksiyon planı yapın lütfen. Sonra 2016’da bu listeye sık sık geri dönüp, başka bir tanesine gözünüzü dikin. Onun üstesinden gelin.

Tüm bunları neden yapacağınızı tekrar hatırlatmanız gerekebilir kendinize. Nereden başlayıp, nasıl buraya geldik bu yazıda. Hayal ettiğiniz hayatı, anlamla yaşamak istediğiniz hayatı yaratabilmek için. Engellerin kurbanı olarak yaşamamak için. Sanırım 2016’ın daha ilk çeyreğinde listedeki maddelerin büyük bir kısmı erimiş olacak bile.

Yine bir yandaşla bitireyim o zaman yazımı. Bu kez Confucius’dan gelsin: ‘Uzun bir yolculuk tek bir adımla başlar.’

Liste 3

Güzel bir hayat, güzel anıların koleksiyonudur

Standart

image1

Ben istiyorum ki herkes anlamlı bir hayat yaşasın, şu yaşadığı hayatı anlamlı bir hale getirsin. Önce kendisi için tabi ki. Anlam zaten kişiye göre değişen bir kavram. Başkaları için bir hayat yaşamak, onların size çizdiği rotada giderek , onları memnun etmek için kendini unutmak değil bu. Yolun sonuna geldiğinizde, ne yaşanası, yaşamaya değer bir hayattı diyebilmek. Bunun için de anılar biriktirmek gerekiyor tabi. Düşündüğünüzde sizi gülümseten, iyi de yapmışım dedirten, yaşamıza anlam katan anılar. O anılar birleşince hayatınızı ne kadar anlamlı yaşadığınızda çıkıveriyor ortaya. Hani çocukken yapardık ya, noktaları birleştirdiğimizde ortaya çıkan resimler vardı, onun gibi bir şey işte…

O topladığımız anıları da hatırlamak gerekiyor tabi. Her koleksiyon gibi anı koleksiyonu da emek ister. Önce o anı yaşamak, anıyı toplamak, onları biriktirmek ve hatırlamak. Alabilmek için uzun dönem hafızadan, geri dönüp ara ara bakabilmek o güzel koleksiyonunuza.

Bu yüzden de 2016’a 4 kala, 2. listeyi buna ayırdım. Hayatınızda şimdiye kadar yaşadığınız en mutlu ve/veya anlamlı anların listesi… Unutmak kolay olanı, hatırlamak için tozunu almanız, cilalamanız gerek. Bu hafta cilalama haftası olsun. Bu hafta içinde hayatınızın en güzel anları listenizi her gün ziyaret ederek, hatırlayın- Halihazırda nasıl güzel bir hayat yaşadığınızı. Ve bu anıları hatırlarken, yüzünüzde belirecek olan o gülümsemeyi farkedin ki tadını çıkarasanız.

Liste 2

2016’da istediğin olumlu değişim için

Standart

Best QualitiesGeldik 2015’in de sonuna, başladı geri sayım. Gitti gidiyor bir yıl daha. Senenin en sevdiğim zamanları bu zamanlar. Her yer renkli, süslü, yeni başlangıçların heyecanı, yeni umutlar. Ne güzel, keşke her günü yeni yıl gibi yaşayabilsek. Daha önce yazmıştım bununla ilgili de bir yazı blogumda. O yüzden o tarafa girmeyeceğim bu gün.

Yeni yıla girerken, bu yeni umutlar, hedeflere ışık tutacak, bir yapı oluşturayım dedim. 2016’da isteğiniz olumlu değişimleri yapabilmek için. Hem sizin için , hem de kendim için. Aslında fikri de The 52 Lists Projectten aldım. 2016’a 6 kala, her güne bir liste. Önceden üzerinde biraz düşünüp, vakit ayırıp, sonra mola verip, geri dönüp devam edebileceğiniz listeler bunlar. Özellikle yazarak yapın isterim, çünkü düşündüğünüzde beynin başka bir alanı çalışıyor, yazdığınız da başka. Bırakalım, ikisi de çalışsınlar, işleri ne….

Evet karşınız da ilk liste: Kendinizde en beğendiğiniz özelliklerinizin listesi. Sizi siz yapan, en iyi özellikleriniz neler. Çoğu zaman nerede iyi olmadığımıza, hangi yönümüzü beğenmediğimize iyi odaklanıyoruz da, o bizi biricik yapan, güçlü taraflarımızı unutuyoruz. Oysaki kendimize olumlu takdirler göndermemiz ruhsal ve fiziksel sağlığımız için son derece önemli. Dışardan beklediğimiz, ihtiyaç duyduğumuz takdir, farkedilme ihtiyacını kendi kendimize de karşılayabilmemiz lazım. Kendimizi sevebilmemiz, şefkat duyabilmemiz, her halimizle olabilmemiz için. Yeni doğan bir bebeğin ruhsal ve fiziksel gelişimi için hayati önem taşıyan fiziksel temas, dokunma ihtiyacı, sevgiyi hissedebilmesi, büyüdüğümüzde sözel veya sözel olmayan farkedilme ihtiyacı olarak aynen devam ediyor. Yani ihtiyaç aynen duruyor da, sadece formu değişiyor. Ne yaptığınızdan ziyade, kim olduğuna yönelik olarak dışardan aldığınız veya kendinize verdiğiniz olumlu mesajlar bunlar. Kim olduğumuza yönelik gelen bu olumlu mesajlara, temaslara şartsız olumlu temaslar diyoruz. Herhangi bir şarta bağlı olmayan, birşeyi yaparsan alırsın, yapmazsan almazsın gibi olmayan, sadece sizin o olma halinize verdiğimiz/aldığımız mesajlar

Ruhsal ve fiziksel sağlımızdaki kritik etkisinden dolayı listelerin en başına bunu koydum. Listelerin tacı o. Ekte hazırladığım bu listeyle başlayın lütfen çalışmaya. Ve farkettikçe, görmeye izin verdikçe, görmeye niyet ettikçe yıl içinde bu listenize geri gelip, ekleyin. Her herhangi bir şarta bağlamadan, kendinizde gurur duyacağınız o kadar çok özelliğiniz var ki. Farkedin!!!

Liste 1

Today is the Best Day

Standart

A year from today

Maybe the project you have been delaying for a while, or the training program you have been planning to attend for some time, or starting to take care of your diet. Or even the big transition you always wanted to make in your life. Whatever that is, do not delay anymore. One of the most common attributes of perfectionists is to postpone, to delay. Thinking what if there is something better, nicer, smarter etc etc. What if this is not the best, the perfect??… Well, then what if there is no such thing as the best. And what if it is all about perspectives.

Remember in order to achieve you have to start. Start somewhere. Always hold your vision and trust the process. Because if you don’t, ‘a year from now, you will wish you had started TODAY!!’

So what if today the best day to start??

Hayatınızdaki 7’lerin farkında mısınız?

Standart

fengshuinedenuyguluyoruz.widec

Bu hafta itibariyle yaşamımda yeni bir yedi yıllık döngüye girdim. Altıncı yediyi tamamlayıp, yedinciyi açınca günün anlamına uyup konumuz da ‘Yedi Döngüleri’ olsun istedim. Kendime hediyem olsun bu yazım da.

2014’de Daha Fazla Sen Workshopumuzda detaylıca anlattık, yaşam döngülerden ibaret. Evrendekiler-gezegenlerin hareketleri, mevsimler, gece gündüz; yaşamdakiler- doğum, büyüme, olgunlaşma, ölüm; vücudumuzdakiler- uyku uyanıklık, nefes alma verme, kan dolaşımı gibi. Ve her yedi yılda bir vücudumuzdaki hücrelerin çoğu yenileniyor, değişiyor. Üstelik bu değişim de sadece hücreleri kapsamıyor. Duygusal, fiziksel ve zihinsel olarak da değişiyoruz. Her yedi yılda bir enerji boşalımı oluyor ve bize ilerlemeye, değişim yapabilmeye cesaretlendiriyor. Tabi bu enerjiyi farkedip doğru yönlendirip değerlendirsek.. Yoksa bir sonraki yediye kadar içerde kalıyor.

Her yedinin de kendine has özellikleri var. Yaşamınızdaki yedi yıllık döngülere bakıp da , her birinde önemli değişimler, olaylar yaşadığınızı görürseniz şaşırmayın. 0-7, 7-14, 14-21, 21-28, 28-35, 35-42, 42-49, 49-56, 56 ve sonrası. Tabi bu bir ritim, akış. Bir günde birisi kapanıp, diğeri açılmıyor. 2 yıl öncesinden geldiğini ve 2 yıl sonrasında girdiğinizi hissedeceğiniz gelişmeler oluyor. Dolayısıyla hangi yedi döngüsünde olduğunuzu bilirseniz, sizi nelerin beklediğini de öngörür ve hazırlıklı olursunuz

Demiştim ya, bu yazıyı kendime hediyem olsun diye. Bakalım yeni açtığım bu döngüde beni neler bekliyor. 42-49’luk yedi yılda. Bu döneme denk gelenler , pek tabi ki yazacaklarım sizleri de ilgilendiriyor. Hayatımızda önemli değişimlerin olduğu bir dönem bu. Sanki şu ana kadar ki tüm yaşam deneyimini alıp, sindirdiğimiz ve bunlardan yeni idealler, yeni yönlenmeler çıkarttığımız bir dönem. Huzursuzluklar da var. Şu ana kadar hayatımızdaki yaşanmamışlıkların fark edilip ortaya çıkartılmak için haykırışları. Hayata bir iz bırakmak için alınan aksiyonların olduğu bir yedi yıl bizleri bekliyor. Artık ben bu dünyaya ne verebilirim diye bakıyoruz. Bireyselliğimize de yöneliyoruz, ‘yaşamımın yarısına geldim, gerçek benliğimi ortaya çıkartma zamanı, hayatımı böyle mi yaşayacağım, değiştirecek miyim’ deyip kişisel hayatımızda değişimler yarattığımız bir dönem.

Sözün özü büyük değişimlere imza atacağımız bir zaman bizi bekliyor. Yaşamımızdaki birikimlerimizden reform değil devrim yaratma zamanı geldi. 42 yaş ile birlikte biriken ve ortaya çıkartılmak istenen enerjiyi fark edip onurlandırdığımızda, gerçekleştireceklerimizle bundan sonraki döngülere müthiş bir alan yaratabiliriz. Hatta yaratacağımızı biliyorum, görüyorum.

Ben şahsen bunu bizzat yaşıyorum. Son 2 yılda büyük değişimler yaşadım hayatımda. Yaşam amacımı farkedip, tüm hayatımı ona göre düzenledim. Yepyeni insanlar, çevreler, konular, işler girdi hayatıma. Girmeye de devam ediyor. Hoşgeldin değişim zamanı. Ben de uzun zamandır seni bekliyordum.

Cesaret Korkmamak Değildir

Standart

IMG_1474

Bu aralar cesarete taktım. Seanslarımda, hayatımda, çevremde öyle çok karşıma çıkıyor ki, kendisinin varlığını ya da çoğu zaman yokluğunu farketmemek mümkün değil. Nedir bu cesaret, neden bu kadar insanların önüne çıkıyor, neler bizi durduruyor da içimizdeki o cesur yüreği çıkartmamıza engel oluyor?

Kitabi tanımı şu: korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilme yeteneği. Yani bunların panzehri. Cesaretin olduğu yerde bunlar barınamıyorlar. E hal böyle olunca bunlara yenik düştüğümüzde de cesur olamıyoruz. Kah kapatıyoruz kendimizi, kah atmak istediğimiz o adımı atamıyoruz, gitmek istediğimiz o yere gidemiyor, yapmak istediğimiz o konuşmayı yapamıyoruz. Atıyoruz içimize, belki bir başka bahara, belki de bir başka yaşama. Sözüm ona ‘konfor alanında’ takılıp duruyoruz. Dar alanda paslaşmalar durumu. Takılıyoruz kötü senaryolara. O adımı atarsak, o konuşmayı yaparsak, o riski alırsak başımıza gelebilecek kötü olasıklıkları düşündükçe, kalbimiz çarpıyor, yüreğimiz sıkışıyor, başımız dönüyor. Hemen kapatıyoruz aralayıp bakacak gibi olduğumuz o perdenin arkasındakilere görmeyi.

Oysaki farkında mısınız, o perdenin arkasında neler olabileceğini, perdeyi açmadan yaratanlar bizleriz. Kötü senaryoya takılınca, o daha olmadan olmuş gibi davranmak ve hiç perdenin diğer tarafını görmeye şans tanımamak. Oysa ki ya öyle değilse. Ya bir de bu hayatta iyi senaryolar varsa. Üstelikte o iyi senaryoları yaratabilecek yeteneğe sahipsek. Ya gözümüzde büyüttüğümüz gibi o tarafta ejderhalar, 40 başlı canavarlar, bizi yiyecek öcüler yoksa.

Anlıyorum, başarısız olmamak için risk almıyorsunuz.. Peki o riski almayıp, başarız olmadığınızda başarılı mı oluyorsunuz? Başarının tanımı ne sizin için? Konfor alanını korumak mı, yoksa istediğin hayatı yaratabilmeye cesaret gösterebilmek mi?

Ya o riski aldığında, perdenin diğer tarafında, istediğin hayatı yaratabilmen mümkünse. Ya ertelediğin hayaline kavuşacaksan. Cesaret gösterip attığında o adımı, neler yaratabileceğine odaklan. Onların hayalini kur. Neden o cesareti göstermeyi istediğini hatırla, sana neler verebileceğini.

Cesaret korkmamak değildir. Tam tersi, korkuna rağmen yapıyorsan, cesur olabilirsin. Hayatınızda bazı şeylerin korkudan daha değerli olduğuna karar vermektir. Korkmana rağmen o adımı atabilmen demek. Cehaletten ayrılan tarafı da o zaten. O adım da herkes için farkı olabilir. Bazısı için yüzlerce kişi önüne çıkıp, konuşma yapmakken, bazısı için bir kişinin karşısına geçip gözlerinin içine bakmak olabilir. Yani kork, ama o kötü senaryoların, eleştiren iç seslerin seni ele geçirmesine izin verme, kontrolü ele almasına izin verme . Kork, ama yine de yap. İstediğin gibi olmazsa, ne öğrendiğine bakarsın, bir daha ki sefer neyi farklı yapacağına. Peki ya istediğin gibi olursa? Ben burada duruyorum. Geri kalanını sen biliyorsun.

An Anı Olmadan, An’ı Sen Yarat

Standart

zamanda_yolculuk

Bir Pazar sabahı, evde yalnızım. Ocakta demlenen çay kokusu eşliğinde radyoda eski şarkılar çalıyor. Ve ben birden kendimi 35 yıl öncesinde buluyorum. Ilkokula gidiyorum, muhtemelen öğlenci olduğum seneler ki evde sabahın keyfini çıkartıyorum. Yine radyoda bu şarkılar çalıyor. Annemle evdeyiz, huzurluyum, güvendeyim, mutluyum.

Bir müziğin sihiriyle zaman makinesinde yolculuk bu kadar kolay. Vücüdun bilgeliğiyle, bir tat, bir koku, bir müzik, bir görüntüyle zamanda yolculuk bizi hangi anlara götürüyor? Daha doğrusu unuttuğumuzu sandığımız ve aslında bilinçaltında duran hangi özel anlar çıkageliyor ansızın? Hangi anlar bizde bu kadar iz bırakmış, o anlardan geriye kalan hangi tatlar, duygular, değerler var ki gelenler onlar da başkaları değil?

Bir gün gelecek bu anda geçmiş zaman olacak. Başka bir şarkı bizi alıp bugünlere getirecek. Ne tat bırakmış olacak bilmiyorum ama bildiğim bir şey var. Senaryoyu, bilinçli yada bilinçsiz, biz yazmış olacağız. Nasıl bir tat bırakmış olmasını istiyorsak, ona göre bu anı yaşamalı, ona göre anı biriktirmeli. Şu anda dediğimiz gibi ‘nasıl geçti onca sene’ demeden önce.

An anı olmadan önce, An’ı SEN yarat!

Bugün Yeni Yıl

Standart

Geldik 2015’in de üçüncü çeyreğine. Her yılbaşının kararlar almak, planlar yapmak, eski alışkanlıkları bırakmak, yenilerini hayatımıza katmak için planlar yaptığımız, hayaller kurduğumuz bir yapısı vardır. Meşhur Yeni Yıl Kararları! Ben bir de her yılın başında, o yılın sonundan kendime mektup yazarım. Nasıl bir sene olmasını istiyorsam, niyetimi koymama, bunda bilinçlenmeme yardım ediyor. Yılı yarılayınca, dönüp bir okudum mektubumu. Gördüm ki iyi gidenler var, hizadan şaşmış olanlar. Bazılarına ayar yapmak gerekli. Bir an karamsarlığa düştüm, 9 ay geçmiş bu konuda bir şey yapmamışım diye. Bu hafta sonu bakış açılarımız ve bilinçli seçimlerle ilgili bir eğitim vereceğim. Tabi hemen bakış açımı değiştirmeye karar verdim, zira diğerinin bana hizmet etmeyeceği malum. Daha 3 koca ay, yeterince zaman var bunları gerçekleştirebilmek için diyorum şimdi. Bakın bir tanesini de hemen yapmaya başladım bile, şu an okuyorsunuz…

Ve düşündüm, illa hayatımıza dönüp bakmak, kararlar almak, planlar yapmak için 31 Aralık haftası mı olması gerekiyor? Neden 3 Temmuz, 18 Şubat, 20 Eylül olmasın. Neden her gün yeni bir başlangıç, yeni bir 12 aya giriş olmasın? Kutuları yaratan bizleriz. Şimdi yaz dönemi rehavet çöktü, sonbaharda okullar başlayacak, ilkbaharda alerjilerim azar vs vs vs. Neden bugün bir yeni yıl olmasın. Neden bugün o gün olmasın.

Yapmak isteyip de ertelediğiniz neler var, beklettiğiniz, yok saydığınız hatta unuttuğunuz? Hayatınıza neyi katmayı hayal ediyorsunuz.? Başlamak için bugünden daha uygun hangi gün olacak? Ve sen değilsen kim yapacak, şimdi değilse ne zaman olacak?