Bir Değil, Her Gün 23 Nisan Olsa

Standart

cocuklar

Bu sabah kalktığımdan beri bir duygu yoğunluğu içindeyim. Gözyaşlarım böyle hazır nazır bekliyorlar en ufak bir şeyde akmak için. Ne oluyor diye bakıyorum, neyin duygusallığı bu? Bol bol minnet var çocuklara verilmiş bu güne. O zaman dedim, yazmak lazım, çocuklar için.

Çocuk deyince benim için sadece akan sular değil, tüm sular duruyor. Çok hassas olduğum bir konu. Nitekim verdiğim eğitimlerden  en çok onlar için verdiğim ebeveynlik eğitimlerinde duygusallaşıyorum. İnanıyorum ki çocukların eğitilmesi önce ebeveynlerinin eğitiminden geçiyor. Çünkü çocuklar bu dünyaya zaten tastamam, sapasağlam geliyorlar. Yine biliyorum ki bizlerin de bugün yaşadığımız birçok şeyin kökleri yine kendi çocukluğumuza gidiyor.

Öyle bir dünya istiyorum ki tüm çocuklar güçlendirilmiş olsun. Önemsensin, bir birey olarak kabul edilsin ve saygı duyulsun. Anlıyorum ki bugünün , 23 Nisan’ın onlara verilmesinin altında da bu yatıyor zaten. Bunu farkettiğimden bugünkü duygusallığım.

Gandhi demiş ya ‘görmek istediğin değişim, sen ol’ diye. Çocuklarımızda görmek istediklerimizi önce biz onlara gösterelim. Dürüst ol demeden, biz dürüst olalım. Bana saygılı ol demeden, biz de onlara saygı gösterelim. Bizi dinlemelerini istiyorsak önce biz onları dinleyelim. Ne istiyorlar, ne hayal ediyorlar, neyden korkuyorlar. Yargılamadan, merak ederek dinleyelim onları, saygıyla, kabul ederek.

Olumlu, olumsuz etiketlerle onların sırtlarına bir dolu beklenti yüklemeyelim. Koşullara bağlamayalım onların varlığını. Koşulsuz şartsız var olduklarını kabul edelim. Hep güçlü ol, hata yapma, mükemmel ol, hep başarılı ol demeyelim. Hata da yapabilsinler, kendilerine suçlamadan, utanmadan öğrensinler hatalarından. Düştükleri zaman kalkmakta zorlandıklarında bilsinler, bizim elimizin isterlerse yanı başlarında olduğunu. Onlar isterlerse uzatalım ellerimizi.

İstiyorum ki bizim yapmak isteyip de yapamadıklarımızı onlara diretmeyelim. Onlar ne istiyor acaba diye merak edelim. Bize uymasa, ters gelse de destek olalım hayallerini gerçekleştirmeleri için. Hatırlayalım bu hayat onların, kendileri inşa edecekler. Bizim çocuklarımız olmaları, bizim hayallerimizi gerçekleştirecek olmaları demek değil.

İşte benim hayalim böyle bir dünya yaratmak tüm çocuklar için. Işıklarının hep parlayacağı bir dünya. Bir değil, her günün 23 Nisan olacağı bir dünya.

Başarmak mı Öğrenmek mi?

Alıntı

IMG_0248

Güzel keyifli bir kitap okumak gibisi yok benim için. Alıp beni uzak diyarlara sürükler, hayal ettirir, karakterlerin içinde dışardan bir gözlemci gibi gezdirir, hatta bittiğinde bile uzun zaman etkisinde kalıp, ‘şimdi ne yapıyorlar acaba’ diye merak ettiğimi bilirim. Uzunca bir süredir daha çok gelişim alanında kitaplar okuduğum içindir, bir romanın verdiği bu tatlardan farklı tatlar alıyorum. Ve yine de onlarda bile yazarın başından geçenleri, çıkarttığı öğrenimleri, bakış açılarını, nasıl bu noktaya geldiğini merak ederek okuyorum.

Şimdi de elimde dün aldığım ve bitirdiğim Oprah Winfrey’in ‘Artık Biliyorum’ kitabı var. Zaten çok beğendiğim, takdir ettiğim bir kadındır kendisi. Bir yaşama sıfırdan başlayıp, onca başarıyı sığdırmak. Evinde TV bile olmayacak kadar yoksulluktan çıkıp, Amerika’nın en çok izlenen programını, kendi şov programını çeyrek asır yapmak, medya patronu olmak, yüzyılın en etkili kadınlarından biri seçilmek. Kitabını okudukça farklı taraflarını da keşfettim. Kendisine sürekli bakma cesareti gösteren, yaşadıklarından öğrenimlerini derinleştiren, kendine inanan, zayıflıklarını göstermekten çekinmeyen, onlardan hayat dersleri çıkartabilen taraflarını. Okurken ben de yazsam tam da böyle söylemek isterdim derken buluyorum kendimi. Neler yaptığını biliyordum da, artık nasıl yaptığını da öğrenmiş oldum.

Bir kez daha görüyorum ki, hangi noktaya gelirsek gelelim, gelişimin sonu yok. Ben artık oldum, geldim, vardım, erdim denilecek bir nokta yok. Düşmeler, başaramamalar, hayal kırıklıkları olmaya devam edecek hayatımızda. Önemli olan onlardan ne öğrendiğimize bakabilmek. Kendimizi ya da başkalarını suçlamak yerine, bu bana ne öğretmek için karşıma çıktı, kendimle ilgili ne öğrenmem gerekiyor, şimdi olsa ne yapardım, bundan sonra ne yapabilirim diye sorabilmek. Kaldığımız yerden kalkıp, tozları silkeleyip, yolumuza devam edebilmek. Her gün yeniden başlamak için bir fırsat.

O zaman yazıyı da yine Oprah’ın sözleriyle bitirelim. ‘Olacağınız kişi, şu anda olduğunuz kişiden gelişecek. Bu yüzden aldığınız dersleri, hataları ve başarısızlıkları geleceğe doğru birer atlama tahtası olarak görmeyi öğrenmeniz doğru yönde gittiğinizin açık bir işaretidir.’

 

Yaşamda denge

Alıntı

Life is bicycle

‘Hayat bisiklet kullanmak gibidir. Dengede kalmak için yolunuza devam etmeniz gerekir’ demiş Albert Einstein.

Kendisini yıllarca lisede bilimadamı olarak tanıdım.  Ancak yıllar sonra filozof tarafını keşfettim Einstein’ın. Ve de bayıldım. Verdiğim eğitimlerde de sık sık kulaklarını çınlatır oldum ondan beri. Sanırım yazılarımda da atıflarda bulanacağım kendisine.

Denge deyince aklınıza ilk ne geliyor? Dengemi bulmak için bekleyeyim ki herşey tastamam yerli yerine otursun diyeceğimiz bir şey değil denge. Aksine ilerledikçe, yol aldıkça kendisini bulan, durduğumuzda da kaybedebildiğimiz birşey. ‘Tamam şimdi dengede oldum’ dediğimiz anda yaşamda birşey değişiyor, ve yine kaybedebiliyoruz dengemizi. Çünkü yaşam dinamik, ilerliyor. Hareket gerektiriyor. Dengemizi koruyabilmek için bizim de onunla birlikte harekete devam etmemiz, ilerlemiz gerekiyor. İlerledikçe bazen büyük, bazen de küçük ayarlar yaparak.

 

Çocukluğumuzun bugünümüze etkileri

Video

Çocukluğumuzda yaşadıklarımızın bugünümüze nasıl etkileri oluyor? Oynadığımız oyunlar sadece geçmişte mi kaldı, yoksa halen oynuyor muyuz? Geçmişten aldığımız mesajlarla bugünümüzü nasıl şekillendiriyoruz? Çocuklarımıza nasıl mesajlar vererek onların da geleceklerini şekillendiriyoruz?  Sevgili Emel Hoca Nacar’ın ‘Yaşama Sanatı’ programına   konuk olduğum sohbeti izlemenizi tavsiye ederim Okumaya devam et